T.C. Ýçiþleri Bakanlýðý e-icisleri projesi Bilgi Edinme Ýnsan Haklarý Baþvuru Formu e-mevzuat bilgi sistemi TC Kimlik no sorgulama Resmi Gazete

 

 

 




      
  
      



Bulunduğunuz Yer: Köyceğiz  >>   Sığla Ağacı  >>   Sığla Ağacını Tanıyalım

   

 Sığla Ağacını Tanıyalım
 

 

 Bu içeriği yazdırmak için tıklayın...  Yazı tipini küçültmek için tıklayın.  Yazı tipini büyütmek için tıklayın.

        

        Yeryüzünün Üçüncü (Tersiyer) döneminden, yani yaklaşık 65 milyon yıl öncesinden günümüze kalan Sığla ağacı (Liquidambar orientalis Miller), Doğu Akdeniz kökenli bir tür olup, Türkiye’nin güneybatı bölümünde yayılış gösteren ve dünyada başka hiçbir yerde bulunmayan endemik bir ağaç türüdür. Çine Çayı, Datça, Fethiye arasındaki alanda dağılım göstermektedir. Dere boylarında ve taban suyu yüksek alanlarda gruplar halinde veya tek tek görülen bu ağaç türünün orman oluşturabildiği tek yer Köyceğiz’dir. 

        Sığla ağacı; Anadolu Sığlası, Sığala ağacı, Günlük ağacı, Amber ağacı olarak da bilinmektedir. Anadolu Sığla ağacı çok yıllık bir bitki olup, 20 m’ye kadar boylanabilen, 0-1800 metre yüksekliklerinde yaşayabilen, geniş yapraklı ve kışın yapraklarını döken, çınara benzeyen kalın dallı ve geniş tepeli bir bitki olup ya tek cins ya da diğer ağaçlarla birlikte ormanlar oluşturarak gelişir. Yaşam alanını; sel basmış ovalar, bataklık yerler, dere yakınlarındaki vadi kıyıları oluşturmaktadır. Ilıman iklimi ve güneşi seven Sığla Ağacı; derin, nemli ve kumlu toprakları tercih eder.

        Çınarınkine benzeyen ama daha küçük ve daha açık renkli olan yaprakları ince uzun saplı, 3-7 loplu ve bu lopların kenarları keskin dişlidir. Gri-kahverengi dikine çatlaklı gövde 60-70 cm çap yapabilir. Kalın kabukludur. Yaralandığı zaman balsam üretir. İlkbahar mevsiminde açan çiçekleri yeşilimsi renktedir. Aynı ağaç üzerinde erkek ve dişi eşeyli çiçekleri ayrı gruplar halinde bulunur. Erkek çiçekler yapraklanma ile birlikte açık yeşil kurullar oluşturur. 3-4 cm uzunluğundaki kurullar bir sapın ucunda toplu demetler halindedir. Demetleri örten ve sonradan düşen zar siyaha yakın koyu kahverengi tüylerle örtülüdür. Dişi çiçekler 3-5 cm boyundaki bir sapın ucunda 4-7 mm çapında pembe kürecikler oluşturur. Kapsül biçimindeki meyvelerinin içinde 1-2 tane küçük tohum yer alır. Tohumun yanı sıra özel olarak çelikleme ve daldırma yöntemleriyle de Sığla Ağacı üretimi gerçekleştirilmektedir.

       

        Sığla ağacının odunlaşmış gövdesi üzerinde balsam kanalları vardır. Her ağaçtan iki ya da üç yılda bir, yaz mevsiminde uzunlamasına yarıklar açılarak ağacın güzel kokulu yağı (balsam) ve kabukları alınır. Bu balsam stirol adlı uçucu yağ, vanilin, rejine, sinnanik asit, stirasin ve storesin adlı maddeleri içerir. Parfümeri endüstrisinde iyi bir koku tespit edicidir (fiksatif). Günlük ya da sığla yağı denilen bu balsam, kullanım özelliklerinden ötürü ekonomik bir kaynak değeri taşımaktadır. Sığla yağı parazit düşürücü olarak ve deri hastalıkları tedavisinde kullanılır. İyi bir antiseptiktir. Yaraların temizlenmesinde ve iyileştirilmesinde dıştan uygulanır. Ciltte ve saçlı deride de antiseptik ve temizleyici olarak dıştan uygulanır. Uyuz ve mantar gibi deri hastalıklarında günlük merhemi ya da yakısı şeklinde uygulanarak, asalak öldürücü ve iyileştirici etkilerinden yararlanılır. Mide ve onikiparmakbağırsağı ülserlerinde yara iyileştirici niteliğinden yararlanılır. Bunun için günlük yağı sulandırılıp içine bal ya da şeker katılarak tatlandırılıp içilir. Ayrıca günlük yağı balgam söktürücü, nefes darlığını giderici ve bedeni rahatlatıcı etkiler taşır.

        Ayrıca tütüne güzel koku vermek üzere kullanılır. Ağacın balsamı alınmış kabukları buhur adıyla dini törenlerde tütsü olarak yakılır.

        Geçmişte Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın "aşk iksiri" ve parfüm olarak kullandığı sığla yağı, Hipokrat döneminden beri ilaç olarak da kullanılmıştır. Eski Mısırlılar sığla yağını mumyalama işlemleri sırasında da kullanmışlardır. Batmış Fenike gemilerinden çıkarılan içi sığla yağı dolu amforalar geçmişte sığla yağının Akdeniz ticaretinde önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir.

        Eskiden Türkiye'de 20 ton dolaylarında sığla yağı elde edilirken, günümüzde Sığla ormanlarının azalmasıyla yılda ancak 3-4 ton sığla yağı elde edilebilmektedir. Yağa, yurtiçinden ve yurtdışından yoğun talep olmakla beraber, yeterli miktarda üretim olmadığı için bu talep karşılanamamaktadır. 2000'li yıllarla birlikte artık parfümeri sanayinde sentetik fiksatörler kullanıldığından eskiden olan talepler azalmış ve sığla yağı üretimi 1 tona kadar düşmüştür.


Kaynak: Doğa Koruma Merkezi


 


T.C. Köyceğiz Kaymakamlığı
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Editör:Seher KADEM