KÖYCEĞİZ GÖLÜ :
 
 
 
                 Akdeniz Bölgesinin batı ucunda, ilçe hudutlarımız içerisinde yer alıp suyu kükürtlü bir göldür. Yüzölçümü 54 Km² dir. Denizden yüksekliği 8 m. derinliği ise 15-150 m. arasında değişir.  Namnam, Kargıcak ve Yuvarlak Çaylarından beslenmektedir.
 
 
 
 
                KAUNOS ANTİK KENTİ :
 
 
   
        
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       Kaunos Antik kenti, Köyceğiz'den Sultaniye kaplıcaları yönünde devam ettiğinizde Çandır mahallesinde bulunmaktadır. Kaunos’a Köyceğiz ve Dalyan’dan tekneyle de gidilebilmektedir.  Ören yeri iskelesinden on dakikalık bir yürüyüşle Kaunos antik kentine ulaşılabilmektedir.

   
   Kaunos ticari açıdan önemli bir liman kentiydi. Zamanla denizin alüvyonlarla dolmasıyla liman özelliğini kaybetti.
      Dalyan’dan da görülebilen kaya mezarları ise MÖ. 4. yy’da yapılmış, daha sonraları Roma döneminde de kullanılmıştır.
 
 
 
 
 
 
           SULTANİYE KAPLICALARI VE ÇAMUR BANYOSU :
 
 
 
 
 
  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 Köyceğiz Gölü'nün güney batısında Ölemez dağı'nın eteklerinde yer alan Sultaniye Kaplıcaları'nın tarihi günümüzden binlerce yıl öncesine dayanır.
 M.Ö. 100 yıllarında Kaunos'lular tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Bizans döneminde ise genişletilerek konaklama tesisleri yapılmıştır.
Günümüzde Bizans döneminde yapılan tesisler Köyceğiz Gölü'nün suları altında kalmıştır. Roma döneminde kapsamlı bir hastane haline getirilmiştir. Kaynaklara göre, hastanenin girişine "Tanrılar adına buraya ölüm giremez" diye yazılmıştır. Ölemez Dağı da adını buradan almıştır.
          
Sultaniye kaplıcaları,  Romatizma, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları , metabolizma bozuklukları, ruhsal yorgunluk, cilt ve kadın hastalıkları gibi birçok hastalığa direk tedavi olarak şifa gösterilir. Sultaniye Kaplıcaları'nın suyu kalsiyum klorür, kalsiyum sülfat, kalsiyum sülfür, bromür, radon ve radyoaktif maddeler içermektedir. Su sıcaklığı 39 derece olan Sultaniye Kaplıcaları Türkiye'nin en yüksek radyoaktiviteye sahip kaplıcasıdır (98.3). Radon değeri açısından da dünyada Endonezya’daki kaplıcadan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Radyoaktivite yüksekliği nedeniyle rehabilite edici özelliği vardır.  
 
 
 
                 SIĞLA AĞACI :
 
 Yeryüzünün Üçüncü (Tersiyer) döneminden, yani yaklaşık 65 milyon yıl öncesinden günümüze kalan Sığla ağacı (Liquidambar orientalis Miller), Doğu Akdeniz kökenli bir tür olup, Türkiye’nin güneybatı bölümünde yayılış gösteren ve dünyada başka hiçbir yerde bulunmayan endemik bir ağaç türüdür. Çine Çayı, Datça, Fethiye arasındaki alanda dağılım göstermektedir. Dere boylarında ve taban suyu yüksek alanlarda gruplar halinde veya tek tek görülen bu ağaç türünün orman oluşturabildiği tek yer Köyceğiz’dir.